Yeni parti kuracakmış iki gözümün çiçeği12 Ağustos 2019

2015 seçim müziklerinden birini mırıldanıyorum: “Geldi vatan aşkına, Davutoğlu Ahmet Hoca; dualarla çıktı yola, umut yaydı sağa sola, REİS’LE girdi kol kola, Davutoğlu Ahmet Hoca”

Yaşanan süreç sonrası Başbakanlık’tan ayrıldı. İstifa etmesine ve onca “iyi-kötü” tartışmalara rağmen halk Erdoğan’ı her zamanki gibi sevip desteklemeye; Davutoğlu’nu da sevip saymaya devam etti.

AYRILIRKEN ŞÖYLE DİYORDU AHMET DAVUTOĞLU: “Cumhurbaşkanımızla ilgili vefam hayatım boyunca sürecek, bunu tartışmam. Ak Parti neferi olarak çalışmaya, mücadele etmeye sonuna kadar devam edeceğim. Gönül coğrafyamızın kaderi Ak Parti’nin kaderidir. Kim ki partimizde gedik açmaya, kim ki bu yaşananlardan dolayı partimizden ayrılmaya çalışırsa karşısında ilk ben duracağım.”

Bu sözler karşısında insanlar; “Bravo, gitmesine rağmen Reis’i tabir-i caizse satmadı” dediler. Evet, aynen böyle dediler.

Ama şimdi işin rengi değişiyor. İnsanlar yeni parti için; “yeni atılım” demiyorlar. Tam tersine; “Ak Parti’de makam sahibi olamayınca kendi makamlarını inşa ediyorlar” görüşü ağır basıyor. Bunu size “illa karşı olmak” için yazmıyorum. Durum bu, konuşulan bu! 

Toplum şunu ekliyor: “Şayet Davutoğlu çizgisini korusaydı Erdoğan sonrası ülkenin lider adayıydı. Ancak Erdoğan varken parti kurmak işe nefs girdiğini gösterir.”

Davutoğlu sanki acele etti. Bizler bugün dahi konuştuğu pek çok konuyu dikkatli dinliyoruz. Kendisi “yabancımız” değil ki! Ama “parti mevzusu” başka kapılara açılıyor.

Dünyanın zalimlerine karşı dik duran bir Recep Tayyip Erdoğan var. Parti kurmak haktır; ama “dava arkadaşınız” dünyaya seslenip “topunuz gelin” diyerek savaşırken siz adeta bir yeni cephe açmış olmuyor musunuz? Bu cephe kimin işine yarayacak?

Yeni parti çalışmalarını “REFAH PARTİSİ” dönemine benzetenler var. “Refah’tan ayrılanlar Ak Parti’yi kurdu, şimdi Ak Parti’den ayrılanlar Yeni Parti kuracak; ne var bunda! O vakit itiraz etmiyordunuz da şimdi niye itiraz ediyorsunuz?” diyenler var!

REFAH PARTİSİ DÖNEMİ ŞARTLARIYLA ŞİMDİKİ DÖNEM AYNI MI?

O zaman ortada “siyasi yasaklı” onlarca isim vardı. Erdoğan, Refah’ın başına geçseydi onu ve ekibini yine “siyasi yasaklar” bekliyordu. Türkiye’de “baronlar” ve “babalar” vardı. Şimdiki gençlere “Derin devlet, gladyo, JİTEM, kadayıfın altı…” deyin bakalım hangisini bilecekler?

Rahmetli Necmettin Erbakan hocamızla “boncuk boncuk terledi” diye dalga geçenler vardı. Erbakan’a kök söktürmekle övünüyorlardı. Oysa dün Erbakan’a kök söktürenlere bugün kök söktüren Erdoğan oldu! Peki, Sayın Davutoğlu kime kök söktürecek? Neyin hesabını soracak? Bir hesap sormayacaksa yeni partiyi neden kuracak? Kendisi iktidara gelemeyecekse kimler iktidara gelecek? Bunlar toplumun sorularıdır. Davutoğlu ve konuşulan isimler “Reis’le kol kola” oldukları vakit toplumda büyük karşılıkları vardır. Çünkü Erdoğan “prangaları kıran” liderdir. Bunu “vicdanı olan herkes” itiraf etmese de bilir.

“TEL AVİV BORSASI”

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ayakları Avrupa’ya ve Amerika’ya değil Anadolu’ya bastığı için linç ediliyor. Bazıları bunu seyretmekle kalmayıp “farkında olmadan” katkı bile sunuyorlar. Berat Albayrak, Kraliçe Elizabeth’in değil, seçilmiş Başkan Erdoğan’ın damadı ve makama “damat” olduğu için değil “liyakat sahibi” olduğu için geldi. Lakin yine de anlamak istemeyenlere anlatamazsın.

Şimdi bir algı yönetimi de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’a yapılıyor. Fahrettin Altun bir büyük yükü omuzlarken onun memlekete kattığı değere değil de aldığı maaşa bakanlar ile Türkiye’de SİHA gibi dev projeleri yapanlarla güya dalga geçenler farkında olarak veya olmayarak Tel Aviv Borsası’na çalışıyorlar.

“ULAŞILAMAYANLAR”

“Her şey mi iyi?” diyeceksiniz. Her şey iyi olamaz. Mahkeme kadıya mülk değil! Onlarca köşe yazarı “ailede sıkıntılar var” derken Aile Bakanlığı sessizliği tercih ediyor. Kendilerine defalarca; “Yapılan haberlere cevap vermek isterseniz mülakat yapalım. Varsa yol haritanız anlatın, kamuoyunu bilgilendirelim” dememize rağmen dönüş alamadık. Kültür ve Turizm Bakanlığı “15 Temmuz’a laf eden” şarkıcı Sıla’ya konser verdirecekti. İtirazlar olunca vazgeçtiler; bu da “halkı dinlediklerini” göstermesi açısından olumludur. Ama acaba konser anlaşmasını yapan kişiden hesap soruldu mu yoksa hâlâ rahatça yeni sözleşmeler mi yapılıyor? Ulaştırma Bakanlığı’nda bakan beyi “son dönem ulaşımla ilgili” bilgiler alıp sizlere aktarmak için aramamıza, not bırakmamıza ve defalarca denememize rağmen dönüş olmadı, Ulaştırma’ya ulaşamadık!

Mevzu şahsımız değil, bir haberci olarak kamuoyunu bilgilendirmek.

Velhasılı Türkiye bu günlere kolay gelmedi. “Karşıda leşler vardı” ve milleti de kendileri gibi “leş etmeye” çalışıyorlardı. Bir Erdoğan çıktı ve “Topunuz gelin” dedi! Bu günlere kolay gelinmedi, kolay kaybedilmesin!