SATIŞ KOORDİNATÖRLÜĞÜNE DİKKAT!26 Haziran 2019

Kuşkusuz İstanbul'un Ak Parti Belediyecilik yönetiminden koparılması sıradan bir olay değil elbet.
Zira belediyecilik kavramının modern manada icrasının Ak Partili mahalli idareler yönetiminde elde ettiği başarılar ortadadır.


Mahalli idarelerin toplumdaki sosyal dokulara merkezi idare ile yerinde müdahalesi, toplumun mahalli idare yöneticileri nezdinde iktidara olan güvenini ve desteğini de beraberinde getirmiştir.


Son mahalli idareler seçiminde Ak Parti'nin mahalli idare yönetiminin büyük şehirlerde toplumsal bazda siyasi erozyona uğradığını-uğratıldığını görmüş olduk.


Kaybedilen her ölçekte kuşkusuz mahalli idare yöneticileri kadar bu yönetim kademesinden mesul bürokrat kadroları, teşkilat yöneticileri, milletvekilleri ve merkezi idarenin bakanına kadar hepsinin kusurları ve gevşeklik göstermeleri de değerlendirilebilir.
Basit ve çok aşikar bir tablo.


Olayı Başkanımıza kadar sirayet ettirmek ise hadsizlik, müptezellik ve hatta "çukurun bile bir seviye" olduğunu göstermeleri adına kubur fareliğidir.


Yok şöyle olsaymış, yok böyle olsaymış, mişli ve mışlı cümleler, beylik laflar serdettiğini gördüm yerli ve milli olduğunu "onaylatan" bir çok aktörün.


Başkan evet hata yapmıştır, mümkündür. Ki kul oluşu gerçeği hatadan münezzeh olmadığını aşikar kılar ve kılmıştır.


Aktörlerin misyon edinmesi ve yeni aktörlerin değişen konjonktürel gelişmelere ve hatta 2023 misyonuna uygun kadro halinde yetiştirilmesine sekte uğratacak hamlelere izin verilmemeliydi.


Konvoylar halinde rantiyecilik yapmaya, teşkilatlar ve mahalli idareler üzerinden nemalanmaya kalkan şarlatanları teşhis edip tedbirler alarak, burunlarından fitil fitil getirmeliydi.


Bunu bizzat yapacak olan elbetteki Başkanın kendisi olamaz.
Ak Parti yetkili organları İçişleri Bakanlığı ve diğer mülki ve idari amirler marifetiyle bu icra vaki olabilirdi.
Olamadığı yerlerde sıkıntıların bakiyesi elbette Başkana kesilir.


İstanbul adayı sayın Yıldırım olmasaydı, terörist başı "tarafsız" kalınsın demeseydi gibi afaki cümleler kaçak döğüşmek bir yana iç işleyişimizi kılcal damarlarımıza kadar bilip, bu cümleleri eleştirisel cümlelerine kadar sokan aktörlerin bile isteye tetikçileri olduğundan bihaberdirler.


Başkan'ın kaç cephede "beka" mücadelesine öncülük ettiğini bilmeyen, parti içi ve kabine içinde farklı dizaynları tecrübe ettiğini bilmeyen, ülke yönetimini belediyecilik ve abone işlemleri üzerinden eleştirmeyi engin siyasi birikim zanneder.


Toplumsal sorunların çözümü, beklentiler, belirli gündemler, şartlar, konjonktürel gelişmeler, iç dış dengelerin muhasebesini zaruri kılar bu gerçek.


Şu gerçekte var.
Ak Parti içindeki her aktör sonuna kadar Ak Partili kalamaz.


Nasıl ki münafıklar kavramı kafir ve mümin çizgisine daha farklı bir bakış yapmamıza imkan vermişse, Başkan'ın da münafıklar silsilesine bakışında eksiklikler bulunabilir.


İşte bu ayırt edici bakış İslam'a muhatap yönetimsel mesuliyeti de beraberinde getirir.
Başkanımızın bu ferasette olduğuna sonuna kadar inananlardanım.


Akçeli işler çeşmesi açıldı ya da kesildi diye satış ihalesini kızdırarak kapı aralamak adına Başkan'ı satmayanlardanım!


Bütün gelişmeleri ve neticeleri masaya yatırdığınızda karşınıza çıkacak olan gerçek şu ki, Ayasofya'yı açacak olan iktidar değil, halkın başkanına olduğu gibi yüklendiği kavgaya da sahipliği ve sadakatidir.
Bu sadakat kayıplar ve kazanımlarla değil, inanmışlıkla olur.


Cumhur ittifakı samimiyet testini tahlil edecektir!
Kuşkum olmadı, olmayacaktır.
Satışa gelmeyelerden olmanız duasıyla...