SARIGÜL'E İNCE MUAMELESİ25 Ocak 2019

Murat KELKİTLİOĞLU 25 Oca 2019
Herhalde demokrasi tarihimizin en şaşkın ana muhalefet kadrosuyla karşı karşıyayız. Defalarca kez bu tezi doğrulayacak saçmalıklara imza attılar zaten.
Öyle çok uzağa gitmeye gerek de yok... Mesela, 3 Şubat 2018 tarihinde gerçekleşen CHP Olağan Kongresi'nde Kılıçdaroğlu'nun rakibi Muharrem İnce'ydi. İnce kürsüden CHP yönetimini şöyle hedef almıştı: "CHP'de de tuzu kurular var. Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy (belediyeler) onları aldı mı yetiyor. Erzurum, Şanlıurfa onu ilgilendirmiyor. Sığınmışlar 3, 5 belediyeye..."

Çok daha ağır sözleri de var da merak edenler internetten tam metnini bulabilir.

Sonra ne oldu...

4 Mayıs 2018'de bu kez kürsüde Kılıçdaroğlu vardı. "Gel bakalım Muharrem" diyerek, Muharrem İnce'yi Cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. Garip bir stratejiyle bir daha da seçim çalışması boyunca yan yana gelmediler.

24 Haziran'daki hezimet sonrası ise saray entrikalarını aratmayacak bir sürece tanıklık ettik. Kılıçdaroğlu, 1 ay önce tüm Türkiye'yi yönetmeye aday gösterdiği İnce'yi CHP'yi yönetecek kalibrede görmüyordu.

Hadi onu geçtik, İstanbul belediye başkan adayını belirlerken "Ben kazanırım" diye ortaya çıkan Muharrem İnce'nin yüzüne bile bakmadı. Ve bunların hepsi 6 ay içinde oldu!

Önceki gün Mustafa Sarıgül'ün, "CHP yönetimi hem kurnaz hem de vefasız" çıkışıyla istifasını duyduğumda aklıma direkt bu yazdıklarım geldi!

Düşünsenize Sarıgül, son yerel seçimde CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayıydı. O gün bütün İstanbul'u Sarıgül'e emanet etmek isteyen Kılıçdaroğlu, bugün kendisini Şişli'ye layık görmüyor! Sizce de tuhaf değil mi? Belli ki CHP'nin aday belirleme kriterlerinde İnce'nin o kongrede bahsettiği 'tuzu kuruluk' ağır basıyor!

**

Küstah ABD

ABD'li stratejistlerin de artık açıkça dillendirdiği gibi "Amerika artık tek süper güç" değil... Hatta ileri gidip inisiyatifi kaybetti diyenler de var. Böyle olunca ABD politikaları çok daha saldırgan bir hal almış durumda. Mesela Trump çıkıp, "Kürt müttefiklerimize dokunurlarsa Türkiye ekonomisini çökertiriz" tarzında bir kovboyluğa soyunabiliyor.

Ya da Venezuela'da olduğu gibi "Artık devlet başkanı olarak Maduro'yu değil, bilmem kimi tanıyorum" diyebiliyor.

Bu saldırganlık, küstahlık 'kaybeden olmanın' doğası! Burada asıl belirleyici olan karşı cephenin ne diyeceği? Onu da İbrahim Kalın, Erdoğan'ın Maduro'ya gönderdiği mesajı paylaşarak açıkladı: "Maduro kardeşim! Dik dur yanındayız."